Excerpt for Aşkın Kölesi Olduk İyi Mi ? by , available in its entirety at Smashwords












Ahmet Mücteba Kuşçu







AŞKIN KÖLESİ OLDUK

İYİ Mİ ?



Ahmet Mücteba Kuşçu





Ahmet Mücteba Kuşçu Antalya-Varsak’da 27 Mayıs 1991 yılında Ali ve Emine çiftinin ilk çocukları olarak dünyaya geldi. İlk ve orta-öğretimini Antalya,lise döneminide Korkuteli Anadolu Lisesinde tamamladı. Lisans eğitimini ise Bayburt Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliğini 02.02.2016 yılında bitirmiştir. Halen Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümünde eğitimine devam etmektedir.Ahmet Mücteba; 2010 yılında Dolunay Fm, 2011 ile 2014 yılları arası Çağrı Fm, 2012-2016 yılları arasında YarasaTürk, 2015 yılında Radyo Meşk’de programlar yapmıştır. 2012 ve 2013 yıllarından Bayburt’da yapılan ”Yerel Ödüller” bazında ”En İyi Radyo Programcısı ” ödülüne layık görülmüştür. Aynı zamanda şiir de yazan Ahmet Mücteba ; yüzlerce şiiri kaleme almış ve antoloji.com da şiirlerini yayınlamıştır. Hazırda bekleyen ve çıkmasını ertelediği iki tane şiir kitabı vardır. Hikaye tarzında yazmış olduğu ”Aşkın Kölesi Olmak” adlı kitabı basılmıştır.Türkiye geneli yapılan yazı yarışmasında dalında Türkiye 2.si olmuştur. Adından yazarport.com adlı sitede yazmış olduğu siyasi yazılarla hatırı sayılır bir takipçi edinmiştir. Sosyal medyada yazmış olduğu yazılar ile yazı hayatına devam etmektedir. ”Nereye Gidiyoruz” adlı seri yazılar ile yazı hayatında ”mesleğinin kendisine vermiş olduğu vebali” insanlara DİN kavramını anlatmak için kullanmaktadır. Hacı Ekrem Şerife Yazaroğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Özel Altın Kanatlar Havacılık Anadolu Meslek Lisesinde kutsal olan ”ÖĞRETMEN”lik mesleğini icra etmektedir. Evli ve 1 çocuk babasıdır.


Yayınlanmış Eserleri:

1- Aşkın Kölesi Olmak ; https://www.sevgilikitabi.com/paylasilmis-kitaplar/sevgiliye-kitaplar/askin-kolesi-olmak


Taslak halinde Bekleyen Eserleri:

1-Reis


2-Sıra Bizde


3-Nereye Gidiyoruz


Mail: ahmet.463@icloud.com














Ağlama Geçecek


Şarkılar dinleyip ağlıyorum, Resimlere bakıp hüzünleniyorum,

Gördüklerim, çektiklerim elbet birgün gececek biliyorum, Seni nasıl kaybettim, Seni nasıl kaybettim,

Ağlama geçecek yalanlarına bile inanıyorum...


Hüzünlü şehirlerin gazmeli güzeli Yılların senin olsun,

Sahte sevmelerin senin olsun, Ben senin yoklugunda bile, Gamzelerine bakıp ağlarım, Şimdi gitme vakti

Gözyaşlarım alın kağıdı kalemi gidiyoruz Hüzünlü şehrin gamzeli güzeline gidiyoruz.


Aklımdasın, kalbimdesin ama yanımda değilsin Ağlama geçecek deme boşuna

Geçmeyen bir gönül yarası çekiyorum Dua'larım fayda etmiyor seni getirmeye Sen Söyle Allah'ım;

Çekeceğim Çilem, Yaşayacağım Acım Kalmadı Artık Gamzelerine vurgun oldugum

Biletimi hazırlıyor senin yoluna Geliyorum,

Al kalemi eline, gidiyoruz hüzünlü şehrin güzeline Geliyoruz hüzünlü şehir

Kendini hazırla...

Ahmet Mücteba Kuşçu


























Ağlarken


Değişik bir şey denemek istedim sevgilim Ağlarken şiir yazmak değil belki de beklediğim

Gülen yüzler şiir yazamazmış dediler de inanmadım Bak gülerken şiir yazıyorum ağladığım halde.

Ağlarken dedim şiir başlığına.

Mazeretsiz kalmayacağım bu sefer senin aşkına Belki de gül değil bu sefer atılan mezarıma Girecek yer kalmadı mı da girdin yine bu aklıma

Atılan topraklar bU sefer terbiye dersi verdi benim mühürlü başıma Ağlarken bile gülermiş kefeni biçilmiş ruhlarda

Gülerken yazarsa şair şiirini ithaf etmezmiş aşkına Melekler şahit olurmuş onun kaleminden çıkan satırlara Kilit vurdum sahipsiz aşkların çıkarlı duygularına Uğurlar olsun desin tüm kainat yolun başında

Örtün üstümü melekler geldi hesap yine kaldı bana Selamet versin sizlere, Ayısığı derler namıma Gülerek yazdım bu şiiri kanıt olsun sahte aşklara Akıl olmazsa aşkta olmaz bu dünyada

Şimdilik bitti derken bile toprak var mezarda

Ayışığı Ahmet için bitti derken aşkın en nadide anında Bitti, Bitti,Bitti Ağlarken Yazılmayan şiirlerin adına…
































Aşk Vurgunum


Rezil bir istilaydı oysaki Aşk vurgunum! Aşk...

Artık Lanetlerle süslüyorum seni... Rezil bir vurgundun hayatımda...

Razıyım parçalansın, lime lime olsun beynin... Yanındaki kırmızılı sarılı şeytanlar toplasın parçalarını... Saçlarında biriksin lanetli vurgunun!

Siyah kanın aksın yerlere, toprak ağlasın... Sonra ayağa kalk, paramparça...

Ne kadar pişman olduğunu söyle... Yüzüme bak!

Son defa içinden seni seviyorum de...

Gözlerinin Zehri, göğsümdeki ıslaklıkla sonlansın! Göğsümün çatladığını duyuyor gibiyim!

Ellerimi göğsümle buluşturduğumda,

Akan siyahın içimdeki zehrin olduğunu anladım... Açtığın yara tenimi parçalara bölüyor...

Nefes alamıyorum...

Gözyaşlarım uçuyor gökyüzünde Melekler gibi! Sen ölüyorsun tek nefeste Allah diyerek!

Ben kalıyorum zamanın durduğu anda, dizlerim yerde... Sessizlikte bembeyaz melekler yanımda kocaman kanatlarıyla... Demek isterdim Ellerini özledim SEVGİLİ!































Aşkı Benimle Yaşamak Ne Çok Zormuş


Susta hadi beni dinle.

Anlatıyım içimden geçenleri tek tek satır satır. Uçsuz bucaksız bir yol kıvrımlarla dolu

Her dönemeçte sana ulaşabilmenin heyecanıyla yürümek ama her dönmede gene kör karanlık.

Boğazımda düğümlenen kelimeler. Ve hiç dinmeyen bir acı.

Kırık kolum kanadım adım atmaya mecalim bile yok. Her adımda tükeniş bitiş ve yok oluş.

Kilitlendim kaldım.

Kör bir düğümüm sensiz.

Kimsenin çözmeye cesaret edemediği bir düğüm. Hayatım işte bu düğümde saklı.

Öyle bir deli hasret ki bu öyle bir özlem ki anlatmaya kelimem bile yok. Yüreğim acıyor uzaklaşamıyorum.

Çırpındıkça içine çekiyor beni, nerde benim gülümsemelerim, nerde benim hayallerim, nerde benim hayat bağım?

Tam buldum derken bu defa olacak vazgeçme gönlüm bu işte hayatının ta kendisi derken.

Yine yalnızlık yine gözyaşı yine sessizlik.

Ayakta duruyorum pencerem açık hava karanlık ve yüzüme vuran soğuk. Rüzgâr karanlıklar çekiyor beni içine ağzımı bıçak açmıyor.

Seninleyken böyle miydim ben?

Bitmeyen hayaller, gülmeler sınırsız heyecan ve tarifsiz bir mutluluk vardı içimde. Şimdi ise sensizliğe isyan noktasındayım.

Sana dair bir ışık bile yok haberin varmı sensiz ağzımında tadı yok. Hasret kapımda nöbet tutuyor.

Öyle bir deli ki aklımı zorluyor. Bedenim buz kesti yüreğim ağrıyor. İçim acıyor canım yanıyor.

Şiirler içine çekiyor beni.

Yazan kalemim ellerimde titriyor. Dilim susuyor içim haykırıyor.

Ama her şey bende tutsak kalıyor. Ben yalnız sokakların yalnız bekçisi.

Yürümekle bitmeyen soğuk taşlı yollar. Küçük yüreğimde büyük aşkı taşımak. Beni yorsa da bunu taşımak ve yaşamak. Zevkten öte bir his veriyor.

Bitişleri ve sonları yaşamak zor geliyor. Bir zamanlar gözlerimdeki mutluluk.

Şimdi yaş olup damla damla akıyor.

Her şey yaşanmış her şey tamamlanmış gibi. Hatıralar avutuyor.

Meğerse aşkta sevgide bir hayal, bir düşmüş. Ah benim diğer yarım.

Seninle bu aşkı yaşamak ateş içinde kormuş. Aşkı benimle yaşamak ise senin için çok zormuş.



Ben Senden Geçtim


Yine uykum bölündü gecenin ortasında.

Sol yanımın acısıyla doğrulu verdim ve kendimi attım yatağın en köşesine. Sigaramı aradı ellerim titreye titreye yaktım ve boğulurcasına içime çektim. Beraber dinlediğimiz şarkılar hiç susmuyordu zaten.

Gel Dedim, Git Dedim Çınlıyor heryerde…

Gece kan kırmızısı bir yağmurla yağıyordu üzerime. Kanadı kırılmış umutlarım yerlerde çırpınıyordu.

Odamda seninle konuşurken attığım kahkahalar kulağımda çınlıyordu. Geçmiş bu kadar hatırlanmazki bu kadar anımsanmaz böyle yaşanmazki. Uçurumun kıyısında asılı kalmış gibiyim.

Ne düşe biliyorum nede çıkabiliyorum.

Aslında ben gidişine alışamadım işte ben bunu kabullenemiyorum. Kimse beni anlamıyor yada ben kimseye kendimi anlatamıyorum. Seninle doldurdum kendimi.

Ben sensiz boşum yaşamaktan zevk alamıyorumki. Umutlarımı, geleceğimi, hayallerimi attım denizin en dibine. Yinede sığamıyorum hiç bir yere.

Düşüncelerde boğuluyorum ve kendimi koyacak bir yer bulamıyorum. Gözlerim hep boş bir mezar arıyor.

Senin biçipte dikmediğin kefenimi giyiyorum. Bilirsin ölüler yalan söylemez.

DELİLER GİBİ SEVİYORUM.

Sen bunu bilmiyormuşsun gibi gittin, gittinde benide bitirdin. Gün görmediğim dünyada, seni günüm güneşim bildim.

Şimdi beni güneşsiz günlere ellerinle ittin. Bir hayatı tükettiğin için hadi sevin.

Yada sen beni düşünme boşver.

Sen giyin mutluluğunu dolaş sokaklarda nede olsa benim gibisi çoktur oralarda. Yada yoktur benim gibisi en azından böyle sevemez kimse seni.

Paylaşamazki seninle ne gündüzünü ne gecesini. Şimdi ben nasıl dönerim hayata.

Yeniden sevebilirmiyim acaba.

Yeniden dolaşırmıyım sokaklarda başı dik hiç bir şeyi umursamaz tavrımla. Unuta bilirmiyim yaşadıklarımı.

Her gece ağlamalarımı.

Ağlarken parmaklarımın arasında kalan ve koparken hiç acımayan saçlarımı, ve kanaması hiç durmayan yaramı.

En başında dedim ya ben geride bıraktım hayatı,mutlulukları ve yeni başlangıçları. Yok böyle olmuyor unutacağım seni.

Söz veriyorum kendime.

Bir daha bakmayacağım resmine.

Anımsamayacağım hiçbir yaşadıklarımı dedim ya söz veriyorum kendime. Veriyorum vermesinede kendime değil,güvenemiyorum gözlerime.

Bak yinee akıyor işte gecenin bu saatinde bile. Ben Senden Senin İçin Vazgeçtim.

Gönlün Benim Nede Olsa

Var Git Sen Kimin Olursan Ol…



Bu Gece


Öyle işte kelimeler kifayetsiz kaldı Gecemize ne desek ''öyle işte'' ile bitecek

Sonuna ekleyemediğimiz sıfatlarımız var bu gece Eklense bile etki etmeyecek bundan sonraki ömre Pişmanlıklarımız var bu gece

Keşke bile desek iyikinin yanında boş boş oturup ağlayacak Saatlerce düşünecek pişmanlıklarımız var bu gece..

Bu gece evet tam bu gece orhan veliye inat antalya, Yusuf hayaloğluna inat başkalarını düşünülmekte

Bu gece pişmanlık gecesi

Bu gece inanılmaz ama gerçek gecesi. Kemal sunala inat ağlama gecesi,

Buda mı olmadı be diyip susma gecesi bu gece başka gece Bu gece inatlaşma gecesi...

Bu gece yüzleşme gecesi

Bu gece pişmanlıklar denizinin biletsiz yolcularının gecesi...

Ahmet Mücteba Kuşçu





































Büyük Servet


Hani bir yol var çizilmişin aksine çizilmek istenen.

O yolda yürüyebilmek ne kadar zaman alır ve neler götürür ömründen. Düşünmeden varabilmek o hedefe.

Uzaklaşmış sevgiler, çaresiz hüzünler ve yorulmuş bir beden.

Hani bir ses duyarsın rüzgârın getirdiği, kulağın işittiği bir ses ama bir türlü dönüp bakamazsın arkana.

Bu belki de bir korkaklıktır, nelerle karşılaşacağını kestirememektir. Çaresizlik evet çaresizlik. Hayal dünyasındayım.

Masmavi gökyüzünde parlak bir güneş.

Berrak dalgalarla çıplak ayaklara vuran bir deniz dalgası. Kulağa hoş gelen uğultusuyla hafif esen bir rüzgâr.

Ama o gökyüzü kararır, güneş batar dalgalar durulur ve rüzgâr kesilir. Umudun tükendiği andır işte.

Hep tükenmek zorun damıdır bu umut. Neden çoğalmayı denemez ki.

Dolu verir ya insanın içine coşkulu coşkulu. Yüzünde oluşur ya ani bir tebessüm.

Düşünmek bile gelmez aklına. Anı yaşarsın.

Kulağında duymak istediğin ses ve takılır gözlerin uzaklara ya ordaysa diye. Ama yoktur işte. Bu duyguyla yaşamak.

Biri sanki göz kenarlarında her an düşecekmiş gibi duran bir damla. Biride. İşte o anlatılmıyor hesapsızca yaşanıyor ama anlatılmıyor.

Yarım kalanı tamamlamak için her gün yeniden başlamak.

Yüreğindeki kişiyi yanına alıp her adımda düşeceğini bilsen bile onunla yürümek. İşte en büyük servet

İmkansızı sevmek..!


























Çok Sevdim Rabbim Affet


Sustum işte.

İçimden küfür edercesine hayata

Yüzümden düşen parçaları ayaklarımla itekliyorum sağa sola. Nedir bunun adı?

Çaresizlikmi?

Hayır bence değil...

Adını söyleyemesemde bunun, sadece derin nefes alabiliyorum. Soğuk çok soğuk,ellerim buz,yüreğim buz,dilim buz.

Gözümün bile dermanı kalmadı yaş akıtmaya. Bomboş bakışlarla ancak ellerimi ovuşturuyorum. Hayallerim mi?

İntihar etti bu gece.

Sokak lambası altında soğuktan pusmuş,nefesiyle ellerini ısıtan adamın cebine koydum ümitlerimi.

Gök yüzüne bir nağra attım. Sövercesine.

Yalın ayak yürüdüm sensizliğe.

Ayağıma batan çakıl taşları bile acıtmadı canımı. Ne kendimi nimetten saydım.

Nede sevgimi.

Seni Allahın bir lütfu bildim. Kalbim enkaz yıgını.

Şu karanlık sokoklarda yürürken cesetleri sayıyorum. Kalbimin enkazında kalan.

Parmak hesabı yeter aslında.

Bilerek uzatıyorum ki,zaman biraz daha geçsin. Karanlık iyice çöksün hem geceye hemde yüregime. Ne gözüm görsün etrafı.

Nede yüreğim yalancı sevdaları.

Sabaha kadar müsade etde kör ebe oynayım sensizliğimle. Saklanayım kendimden bile.

Firar etsin aklım.

Firar etsin duygularım. Firar etsin göz yaşlarım.

Ben sabahın ilk ışıklarıyla toplarım tek tek. Yine koyarım hepsini yerli yerine.

Napıyım şimdi ben?

Kocaman bir bedduamı edeyim. Kaderemi isyan edeyim.

Kendimemi söveyim.

Suçlu, sorumlumu arayayım şimdi ben. Kime omuz dayayıp kime dert yanayım. Soguk duvarlar var.

Öyle iyiki.

Hiç sesini çıkarmadan,hiç itiraz etmeden dinliyorlar beni. Omzumuda,başımıda yaslatıyor kendilerine.

Koskoca 4 duvar.


Purchase this book or download sample versions for your ebook reader.
(Pages 1-14 show above.)